20 Aralık 2010 Pazartesi

Alanis yeniden...

Neredeyse üzerinden 1 sene geçmiş Precious Illusions'tan bahsedeli bu blog'da.
Kısa bir facebook sohbeti sırasında ismi geçince Hands Clean, Unsexy, You Owe Me Nothing In Return, Surrendering ve Precious Illusions 5'limi playlist olarak arka plana koydum. Gecenin bir yarısı bitirme projemle uğraşadurayım, müzik beni resmen 8-9 sene öncesine götürüyor..
Nostalji bu olsa gerek :)

Öte yandan sözlerin bir kısmının beni her daim özetlemesi de üzücü mü bilemedim...


you'll rescue me right? in the exact same way they never did..
I'll be happy right? when your healing powers kick in

you'll complete me right? then my life can finally begin
I'll be worthy right? only when you realize the gem I am?

but this won't work now the way it once did
and I won't keep it up even though I would love to
once I know who I'm not then I'll know who I am
but I know I won't keep on playing the victim

these precious illusions in my head did not let me down when I was defenseless
and parting with them is like parting with invisible best friends

this ring will me yet as will you knight in shining armor
this pill will help me yet as will these boys gone through like water

but this won't work as well as the way it once did
cuz I want to decide between survival and bliss
and though I know who I'm not I still don't know who I am
but I know I won't keep on playing the victim

these precious illusions in my head did not let me down when I was a kid
and parting with them is like parting with a childhood best friend

I've spent so long firmly looking outside me
I've spent so much time living in survival mode

13 Aralık 2010 Pazartesi

All we need is love...

Bir kış çocuğu olmama rağmen ilkbaharı çok seviyorum ben.. Baharın renkleri, cıvıl cıvıllığı, güneşi, elbiseleri, babetleri mutlu ediyor beni. Öyle kat kat giyinip kardan adam gibi dışarı çıkmak pek hoşuma gitmiyor yani kışın! Bir kere zaman kaybı her girdiğin ortamda üstündekileri çıkarmakla uğraşmaya geçen dakikalar.. Hele ki kışın alışverişe çıkıldığında tam bir işkenceye dönebiliyor gün; t-shirt, üstüne kazak, üstüne mont, atkı, şapka, eldiven derken bu sürede gezilme potansiyeline sahip bir mağaza şansını yitiyor insan resmen :) (Evet üşengeçlik de yok değil kanımda ama anladınız siz ne demek istediğimi.)

Neyse çok alakasız bir giriş oldu; oysa ki Aralık-Ocak-Şubat üçlüsünü neden sevdiğimden bahsedecektim size, sevmememden değil.

Aslında sebebi çok basit: Kar psikolojisi.
Bakın sadece "kar" demiyorum çünkü kardan öte karın getirdiği ruh hali inanılmaz oluyor. Ortaokul/lise yıllarında "Kar yağsın da tatil olsun" beklentisiyle hava durumu takip ediliyor, ufak flört hareketlerine de sebep olabilecek kar topu savaşı heyecanla bekleniyor, doğum günü benim gibi bu aylarda olanlar doğum günü hevesine kapılıyor (her ne kadar kar azizliğine uğrama ihtimali yüksek olsa da, canın sağ olsun kar.). Bir de tabii "Bunca soğuk bir işe yarasa bari" düşüncesine kaptırıyor insan kendini ya da etrafı normalden farklı olarak tek bir renk olarak görmek ilginç geliyor insana.

Ama tüm bunlardan öte, kar demek benim için Love Actually demek.
2003 yılında sinemada izlediğimden beri gelenek haline getirdim: Kışın kar yağdığı dönemlerde başa alıp alıp Love Actually izlemezsem içim rahat etmiyor. Hatta resmen sırf havalar soğusun, kar yağsın da ben de Love Actually moduma gireyim diye bekliyorum :) Yazın izleyince havasına bürünemiyorum filmin; illa etrafımın bembeyaz karlarla kaplı olduğunu gerçekten göreyim ki kendimi filme iyice dahil hissedeyim istiyorum sanırım tam bilmiyorum ben de sebebini. Ama havaların soğumasıyla birlikte filmin o şahane soundtrack'i playlist'imi domine etmeye başlıyor, karın nihayet yağmasıyla da birlikte battaniye altında Love Actually izlemek, benim için artık bir ritüeli sürdürmek oluyor.

Yazının başlığına nasıl mı bağlayacağım? Filmin mottosunu, Hugh Grant'in açılış cümlesini paylaşacağım sizinle:


Whenever I get gloomy with the state of the world, I think about the arrivals gate at Heathrow Airport. General opinion is starting to make out that we live in a world of hatred and greed, but I don't see that. It seems to me that love is everywhere. Often it's not particularly dignified or newsworthy, but it's always there - fathers and sons, mothers and daughters, husbands and wives, boyfriends, girlfriends, old friends. (...) If you look for it, I've got a sneaky feeling you'll find that love actually is all around.”


All You Need Is Love
http://prostopleer.com/#/search?q=artist%3AAll+You+Need+Is+Love

19 Kasım 2010 Cuma

Bayram şekerleri


Ve bir bayram daha ailece birkaç ziyaret, tatilden istifade bol bol dışarıda arkadaşlarla gezmece, her gün yaklaşık 1000 kalorilik çikolata ve çikolata içerikli yiyecek tüketimiyle geçti. Tatil tabii, insan hiç bitmesin istiyor ama artık hafta sonu tatiline girmiş bulunuyoruz, üzgünüm.

Tatil boyunca güncel/eski (ve benim için yeni/aylardır bilgisayarda bulunan) şarkılarla geçti bu arada. Evde bulunduğum süre boyunca sevgili winamp playlist'imde bulunan şarkıları bayram şekeri/çikolatası/kurabiyesi niyetine ikram ediyorum, belki aralarından beğendikleriniz çıkar.

1) The Pretty Reckless - Make Me Wanna Die (İçinizdeki asi ve platonik aşık ergen için lütfen dinleyin.)
2) Plumb - Real Life Fairytale (Güldürür, eğlendirir, sempatiktir.)
3) Maria Mena - Just Hold Me (Kadının sesi ancak bu kadar etkileyici olabilir nakarat kısımlarında... Sözleri de çok hoş.)
4) Plumb - In My Arms (Oturun ağlayın valla tam romantik filmlerde ayrılan sevgililerin birbirlerini hatırladıkları anda çalacak türden bir şarkı.) - edit: şarkının sözlerine çok da takılmamak lazım tabii; sevgiliden çok çocuğuna yazılmış havası var çünkü şarkının başlarında :)
5) Taylor Swift - You Belong With Me (Evet artık benden küçük insanların da şarkılarını dinliyorum, büyüdüm sanırım. Neyse... Geçen seneydi yanılmıyorsam, radyoda duymuştum çok beğenmiştim ama bir türlü şarkının sözlerini aklımda tutamamış ve hangi şarkı olduğunu öğrenememiştim. Kısmet geçen güneymiş.)
6) Motion City Soundtrack - Fell In Love Without You (Bu aralar telefon melodim bile oldu, sağlam grup güzel şarkı özellikle başlangıcını seviyorum.)
7) Delta Spirit - People C'mon (dım tıs dım tıs dım tıs...)
8) Glee Cast - Toxic (Her daim anti-Britney olmaktan böbürlendim ama Glee versiyonu çok da güzel vallahi şarkının.)
9) Kendal Johansson - Blue Moon (Cidden etkileyici bir sesi var)
10) Robyn - Dancing On My Own (Gossip Girl sağolsun :) )
11) Armin van Buuren ft. Sharon den Adel - In and Out Of Love (Kadının sesi garip bir şekilde müziğin tınısıyla aynı gibi.)
12) Rihanna - Russian Roulette (Takdir edilesi Rihanna şarkılarından. Rihanna demişken, Glee'nin son bölümündeki Gwyneth Paltrow'lu Umbrella cover'ı da mü-kem-mel!)
13) Colbie Caillat - What If (Colbie Caillat'ın bütün şarkıları birbirinden güzel zaten; bilmiyorsanız Realize'ı, Falling For You'yu ve Jason Mraz'la düeti olan Lucky'i de dinleyiniz.)

Afiyet olsun :)