Geçen hafta 2 Broke Girls izlemeye başladım. Tamamen farklı iki dünyadan gelen iki kızın (Max ve Caroline) birlikte yaşama çabaları ve birlikte bir iş kurma hayalleri üzerine kurulu.. Yabancı diziler için klişe haline gelmiş yanları var tabii ki bazı argo kullanımları ve espirileri ile ama her iki karakter de gerçekten 3 boyutlu yaratılmış karakterler.. Var olduklarına inanası geliyor insanın. Özellikle de Max'in kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir dalge geçme modunda olmasını, laf sokmaktan aldığı zevki, Caroline'la arkadaş olmayı isteyip bunu ona belli etmemeye çalışmasını ama tabii ki Caroline'ın sempatik halleri ve inadı sayesinde arkadaş oluşlarını izlemek baya eğlenceli.. 20 dakikalık komedi dizilerini cidden seviyorum.
Altta yazdıklarım spoiler içeriyor, duyurulur :)
İzlediğim son iki bölümü ise (durumu tamamen aynı yaşamasam da) çok empati kurdurdu. Max'in hoşlandığı çocuğun onu öpecek gibi olup kendini geri çekmesi, Max'in buna anlam veremeyişi, Caroline'ın duruma bir kalıp bulma çabaları.. Ve beklenmedik bir son.
---
Caroline: "See Max? This is what happens when you don't deal with your feelings. And next thing you know, you are an old lady and you're still thinking 'Why didn't he kiss me?' "
Max: "Why didn't he kiss me?"
Caroline: "I don't know. Why didn't you kiss him? You obviously like him, right?"
Max: "..."
Caroline: "Max stop hoarding your feelings! Just admit that you like him."
Max: "I like him."
Caroline: "So next time you see him, why don't you kiss him?"
Max: "I don't know if I can kiss him first."
***
Caroline: "Hey it's Johnny!"
Johnny: "What're you doing here in this neighborhood?"
Max kisses Johnny.
Cassandra: "Well hello. Sorry to interrupt you but.. what the hell is going on here?!"
Johnny: "This is umm.."
Cassandra: "I'm Cassandra. Johnny's girlfriend."
---
Sanırım tam da bu tarz bir korkudan ilk adımı atmak hep zor oluyor..
Diziyi izleyin, cidden güzel!
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Temmuz 2012 Pazar
10 Haziran 2012 Pazar
The Little Things
3 sene önce tanışmıştım Colbie Caillat şarkılarıyla. Ara ara dinlemek iyi geliyor kendisini, özellikle de yazın geldiği şu günlerde şöyle mutlu-sempatik-aşık üçlemesi iyi geliyor :)
İki şarkısına özellikle bayılıyorum. Bunlardan birini paylaşasım geldi bugün.. Tam biz kızların "oldu mu olmadı mı ay acaba olacak mı" serzenişleri sırasında söylediğimiz sözlere sahip. En ufak hareketle ve konuşmayla heyecanlandığımız, "adım atsam mı atmasam mı, belli ediyor muyum etmiyor muyum" sürüncemesinde kaldığımız ve çoğunlukla o adım atmadan atamadığımız zamanları çok güzel anlatıyor şarkı.
Sebebi ne olursa olsun bir sonraki adımı henüz atamamışlara gelsin bu şarkı - belki gereken cesareti verir 5. dinleyiş dolaylarında.. :)
---the little things, you do to me are
taking me over, I wanna show you
everything inside of me
like a nervous heart that,
is crazy beating
my feet are stuck here,
against the pavement
I wanna break free,
I wanna make it
closer to your eyes,
get your attention
before you pass me by
and every time,
you notice me by
holding me closely,
and saying sweet things
I don't believe, that it could be
you speaking your mind and,
saying the real thing
my feet have broken free,
and i am leaving
I'm not gonna stand here, feeling lonely but
I won't forget you,
and I won't think this was just a waste of time
so back up back up
take another chance
don't you mess up mess up
I don't wanna lose you
wake up wake up
this ain't just a thing that you
give up give up don't you say that
I'd be better off better off,
sleeping by myself and wondering
if im better off better off,
without you boy
but don't just leave me hanging on..
---
Klibini de izleyin:
http://www.youtube.com/watch?v=rWwmMSMzEyw
12 Mart 2012 Pazartesi
will-they-or-won't-they?
biraz heyecan, biraz entrika, biraz bilinmezlik, biraz sürpriz, biraz adrenalin, biraz klişe, biraz kalp çarpıntısı, biraz merak, biraz soru işareti, biraz uykuların kaçması, biraz mutlu olma, biraz sonra mutsuz olma, biraz ümitlenme, biraz ümitsizliğe kapılma, biraz tahmin edememe, biraz aslında içten içe bilme, biraz "the one" olma, biraz gelip geçici olma, biraz bekleme, biraz beklememe, çok isteme, "çok istememeliyim" deme, biraz "aslında çok da istememe", biraz sevme, biraz "yok sevmiyorum" deme, biraz kavuşur gibi olma, biraz kavuşamama, biraz hızlı koşma, biraz ağırdan alma, biraz flört etme, biraz uzaklaşma, biraz "acaba" deme, biraz "yok canım" deme, biraz heves, biraz arzu, biraz nefret, biraz sinirlenme, biraz yumuşama, biraz erime, biraz donma, biraz keyif, biraz acı, biraz gözyaşı, biraz kahkaha, biraz gitme, biraz gelme, biraz umursamama, biraz kafaya takma, biraz düşünme, biraz unutma, biraz hatırlama, biraz inanma, biraz inanmama, biraz inanamama, biraz vazgeçme, biraz vazgeçememe.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
